
MAHKEME KARARI “DUR” DEDİ
Eko Turizm İmar Değişikliği Kararlarına Mahkeme Engeli
Çanakkale İl Genel Meclisinin Eylül ayı 5. Birleşiminde çok sayıda eko turizm imar değişikliği dosyası olması nedeni ile eko turizm dosyaları hakkında meclis üyeleri söz alarak konuşmalar yapmış, konuşmalarda eko turizm imar değişikliği dosyalarının meclisten onaylanmasının ardından alınan imar değişikliği kararlarının usulüne uygun kullanılmadığının tespit edilmesi üzerinde durulmuştu. Eko turizm imarı alan arazilerde siteler villalar kurulduğunu, eko turizm imar değişikliği alınan arsalarda eko turizme yönelik hiçbir yatırım yapılmayarak imar değişikliği kararlarının suistimal edilmesinin önüne geçilemediğinin de konuşulduğu mecliste en çarpıcı konuşmayı MHP İl Genel Meclisi üyesi Enver koç yapmıştı. Koç açıklamasında “Hepimiz biliyoruz ki Eko turizm projelerinde istismar var. Göreve başladığımız ilk günden bu yana Eko turizm proje dosyaları ile ilgili sorunlar yaşıyoruz. Bu konuda Benim fikrim, çünkü bizden sonra göreve gelecek olan il genel meclisi üyeleri de aynı sıkıntılar ile karşı karşıya gelecek. Bu bir sorun. Eko turizm dosyalarının Çanakkale’de ağırlıklı olduğu Ayvacık ve Ezine başta olmak üzere ilgili bakanlık tarafından el konularak yeniden bir imar planı yapılması talep ediyorum. Yoksa meclis olarak bu sorunun altından kalkamıyoruz. 12 kurumun yapabilir dediği projeye ben il genel meclisi üyesi olarak ben hayır diyemem. Bu durum vatandaşın kanuni hakkıdır. Bence uzun vadede özellikle Ayvacık bölgesi, belki ikinci bir çeşme ikinci bir bodrum gibi olacak. Bu nedenle biz il genel meclis olarak bu sorunu tek başımıza çözemeyiz. Bakanlığın buna el koyması lazım. CHP Grup Başkanvekili Güney Pehlivanda ifade etti. Türkiye’ de bu kadar eko turizm dosyası gelen başka bir il yok. İstismar edildiğini biliyoruz. Vatandaşın hakkı var. Ama biz bu sorunu çözemiyoruz. Tekrar ediyorum ilgili bakanlığın duruma el koyması lazım. Bir heyet oluşturup ilgili bakanlığa da gidilmesi gerekiyor.” ifadelerine yer vermişti. Bundan önceki aylarda da çok sayıda eko turizm dosyası Çanakkale İl Genel Meclisinde hararetli tartılmalara neden olmuş, bazı eko turizm dosyalarının bazıları Çanakkale’ nin gündemine oturmuştu. İl Genel meclisinde eko turizm dosyaları sorunlar yaratmış özellikle son dönemde eko turizm imar değişiklikleri dosyalarını sayıları inanılmaz artmıştı. Son İl Genel Meclisi toplantılarının beşinci bileşiminde de İl Genel Meclisi üyelerinin de eko turizm dosya sayılarının artmasından ve eko turizm imarlarının alındıktan sonra imar değişikliklerinin eko turizme uygun yapılmayarak rant elde etmeye yönelik suiistimallerin arttığı görüşünde görüş birliği oluşmuştu. Meclis bileşiminde gerçekten eko turizm yatırımı yapmak için imar değişikliği isteyen yatırımcıların rant için imar değişikliği dosyası verenlerden ayrılması gerektiği konusunda da fikir birliğine varılmıştı. İl Genel Meclisi üyelerinin eko turizm dosyaları kabusu Çanakkale’nin Ayvacık ve Bayramiç ilçelerinde tarım ve orman alanlarında çok sayıda “eko turizm projesi”nin gerçekleştirilebilmesi amacıyla yapılan imar değişikliklerine, TMMOB Mimarlar Odası ve TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası tarafından açılan davalarda mahkeme yürütmeyi durdurma kararı verdi.
EKO TURİZM DOSYALARIN İÇİN YÜRÜTMEYİ DURDURMA KARARI VERİLDİ
Ural açıklamasının devamında “Çanakkale’nin Ayvacık ve Bayramiç ilçelerinde tarım ve orman alanlarında çok sayıda “Eko turizm projesi”nin gerçekleştirilebilmesi amacıyla yapılan imar değişikliklerine, TMMOB Mimarlar Odası ve TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası tarafından açılan davalarda mahkeme yürütmeyi durdurma kararı verdi. Çanakkale Mimarlar Odası Başkanı Sevil Ural konu ile ilgili yaptığı açıklamada “ İl Genel Meclis üyeleri endişelerinde tamamen haklılar. Biz zaten Mimarlar Odası olarak bunu daha önceden görmüş ve eylemimizi yapmıştık. 1/100.000’lik çevre düzeni planından sonra, onun altlık olarak tanımı verilen bir yatırım şekli. 1/100.000’lik çevre düzeni planı Türkiye’de bir tek Çanakkale-Balıkesir’de yoktu, yapıldı ve biz de sevindik. Sonrasında itiraz etmemiz gereken konular vardı onlara itiraz ettik. İtirazlarımız 1 ay içerisinde değerlendirildi gibi görüldü ama bir baktık ki tam bir değerlendirme olmamış, biz de dava açtık. Dava konusu plan, bilirkişileri iki sene sonra verdiler. Üç gün Bozcaada Gökçeada ve Karabiga’da termik santral bölgeleri olsun, yerinde bir fiil gezdirdik. Mimarlar Odası, Ziraat Mühendisleri Odası, Şehir Plancıları Odası ve TEMA Vakfı olarak üç günümüzü ayırdık. Gördükleri zaman etkilendiklerini gördük ama eylemde bilirkişi raporu istediğimiz gibi gelmedi. Plan daha dava konusu devam ederken, yürürlüğe girdi. Birinci yanlış buradan geliyor. Dolayısıyla altlık olan konularda yanlış yanlışı getiriyor. Aslında eko turizmde yapılan yanlışın sonucu da bu.” dedi.
EKO TURZİM E KARŞI DEĞİLİZ
Projesine uygun yapılacak olan Eko turizme karşı olmadıklarının altını çizen Ural “Eko turizm dendiği zaman, buna karşı çıkmamız mümkün değil. İyi olması gereken bir yatırım niye engellensin? Eko turizmin tanımlaması çok güzel, aynen afet yasası gibi. Mesela afet yasasının da tanımı çok güzeldir; çürük yapıların yenilenmesi. Şimdi buna kim itiraz edebilir? Ama biz tanımların dışında kullanmayı çok seviyoruz toplum olarak. Bu sefer yanlışlar devam ediyor. Kentsel dönüşüm adı altında rant getiren yerlerin çürük olmasa da, aslında yasasının getirmesi gereken demek istediği şey değil. Aynı şeyi eko turizm için de söylüyorum. Buradaki amaç, kırsal yerlerin yatırımla daha refah bir hale getirilmesini sağlamak. Oradaki köylünün arazisinin değerlendirilmesi, ekoturizm adı altında ürününü değerlendirmesi, misafir ağırlaması. Amaç bu iken, bir bakıyoruz ki parseller büyüyerek, yanındaki arazilerde alınarak ve el değiştirerek, köydeki insanların olmadığı ve ekoturizm adı altında konut yapmak. Oraya konut yapanların, aslında ikamet ettikleri yer olmadığı da aşikar. Onlar başka bir yerde yaşıyorlar, yani yazlık gibi kullanıyorlar. Ekoturizm tanımına uymayan şekilde, oradaki yerleşik halkı oradan uzaklaştırmak. Başka bir açıklaması yok bunun. Tabi ki mülkiyet hakkı var, tabi ki gerçek anlamda eko turizm yapmak isteyenlerin yapması gerekiyor.” dedi.
SADECE ÇANAKKALE’ DE HER YERDE AYNI SORUN VAR
Ural açıklamasının son bölümünde şunları söyledi. “Biz de bunu düşünerek Eko Turizm gerçek amacında kullanılsın diye müdahil olma hakkımızı kullandık. Mimarlar Odası, bir dernek gibi sadece üyelerimize hizmet etmiyoruz. Mimarlar Odası’nın bir görevi de ÇED raporlarına müdahil olmak, çevremizdeki çarpık kentleşme, çarpık yatırımlar, kanunların yanlış uygulanmasına müdahil olmak siyaset üstü olarak bizim görevimiz. Burada iktidar veya parti gözetmeksizin kim olursa olsun, yanlış yapılan bir şeyin doğrusunu göstererek yapılmasını sağlamak. Ekoturizm yapılacak, yapılması lazım ama 1/100.000’lik planın yanlışlığından ve onun alt tanımından gelen işlemin yanlış değerlendirilmesinden kaynaklanıyor. Yoksa bu bahsettiğimiz konular aslında belli ilgili mercilerde olumlu rapor verilen ve ona göre askıya çıkan ve ona göre imar durumu verilen ve ona göre de mimar meslektaşlarımızın konuları. Bunlara hayır dememiz söz konusu değil, imar durumu ve ruhsat durumu doğru ama uygulama yanlış. Yani biz sonucuna karşıyız. Baktık biz bu durum çığırından çıkmış durumda. Özellikle Çanakkale’de, aslında bu ulusal bir problem. Yani sadece Çanakkale yaşamıyor bu durumu. Her bölgede bu ekolojik tarım adı altındaki çarpıklıklar. Baktık ki bir kamuoyu yaratma meselesi var. Biz kim olduklarını da bilmiyoruz, bir hedef yok ortada. Kuzey Ege’nin ve Güney Marmara’nın aslında Bodrum’laştırılması, yok edilmesi meselesi var orada. Ona dur demek adına, bazı hukuksal olarak dava açabildiklerimize dava açtık. Çünkü bundan öncekiler zaten kaçtı. Dava sonucunda da hukuk bizi haklı buldu ve yürütmeyi durdurma kararı aldı. Biz İl Genel Meclisi’mize itiraz dilekçeleri vermiştik ama o itiraz dilekçelerimizin reddine karar verilmişti. Biz o reddi beklemeden davayı açmıştık. Ret kararı bize geldiğinde, davayı kazanmış durumdaydık. Dolayısıyla İl Genel Meclisi’nin elini güçlendirmiş olduk. Önlerinde yanlış yapıldığını belirten hukuksal bir süreç var. Orada ilanları verilen, ekoturizm yapılabilir arsa, ekoturizm adı altında konut diye verilen ilanlar yanlış çünkü tapu veremiyor size hissedar olabiliyorsunuz. Aslında insanlar bu durumda paralarını çöpe atmış oluyor. Ekoturizm adı altında siteler yapılmasının, ikinci konut adı altında bu durumun kullanılmasının karşısındayız. Mimarlar Odası olarak görevimizi bu şekilde yapmıştık. İl Genel Meclisi’nin de bunu görerek, olumlu yönde hareket etmelerinden dolayı mutlu olduğumuzu belirterek, teşekkür etmek isteriz. Mimarlar Odası ulusal anlamda da bir basın açıklamasında bulundu. Bu Çanakkale özelinde değil artık. Ulusal anlamda her bölgede yapılıyor. Ekoturizmin tanımı çok bariz; doğal kaynakların sürdürülebilirliğini güvence altına alarak, yayla turizmi, kuş gözlemevi turizmi, fotosafari, akarsu sporları, kano-rafting, çiftlik turizmi, botanik turizmi, bisiklet turizmi, kamp-karavan turizmi, mağara turizmi ve dağ turizmi gibi doğal çeşitliliği ve biyoçeşitliliği koruyan, yöre halkının refahını ve yöre kültürünü gözeten turizm faaliyetleri deniliyor. Şimdi soruyorum; İl Genel Meclisi’nin önüne gelen raporda hangisi var? İl Genel Meclisi bunu görerek doğru hareket etmiştir.”
YAPILAŞMAYI TEŞVİK EDEN EKO TURİZM PLANLARINA DURDURULDU
TMMOB Mimarlar Odası’nın internet sitesinde alınan mahkeme kararı ile ilgili açıklamaya yer verilirken açıklamada “Çanakkale’nin Ayvacık ve Bayramiç ilçelerinde tarım ve orman alanlarında çok sayıda “ekoturizm projesi”nin gerçekleştirilebilmesi amacıyla yapılan imar değişikliklerine, TMMOB Mimarlar Odası ve TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası tarafından açılan davalarda mahkeme yürütmeyi durdurma kararı verdi. Çanakkale Valiliği İl Genel Meclisi tarafından onaylanan “1/100.000 ölçekli Balıkesir-Çanakkale Çevre Düzeni Planı”nda yapılan değişiklikle imara açılan parsellerde yürütülen çalışmaların verimli arazileri yapılaşmaya açarak bölge ekolojisine, doğal yaşama, bilimsel şehircilik ilkeleri ve planlama esasları ile kamu yararına aykırı uygulamalara neden olduğu mahkeme kararıyla kesinleşmiş oldu. Mahkeme kararı, bundan sonra gerçekleştirilmesi planlanan yapılaşmalar için de emsal teşkil edecek. “1/100.000 ölçekli Balıkesir-Çanakkale Çevre Düzeni Planı”nda yer alan “doğal kaynakların sürdürülebilirliğini güvence altına alarak; yayla turizmi, ornitoloji (kuş gözleme) turizmi, foto safari, akarsu sporları (kano-rafting), çiftlik turizmi, botanik (bitki inceleme) turizmi, bisiklet turları, atlı doğa yürüyüşü, kamp-karavan turizmi, mağara turizmi ve dağ turizmi gibi doğal çevreyi ve biyoçeşitliliği koruyan, yöre haklının refahını ve yöre kültürünü gözeten turizm faaliyetleri” şeklindeki plan hükmüne dayanılarak gerçekleştirilen düzenleme, “ekoturizm” adı altında site ve konut inşaatlarının yapılabilmesine olanak tanıyan yaygın bir uygulamaya fırsat yaratmaktaydı. Ancak mahkeme tarafından yapılan değerlendirme sonucunda “dava konusu taşınmazı kapsayan alanda yürürlükte bulunan Balıkesir-Çanakkale Planlama Bölgesi 1/100.000 Ölçekli Çevre Düzeni Planı’nda dava konusu taşınmazın ‘tarım alanı ve mera alanı’ kullanımında kaldığı, dava konusu taşınmazı kapsayan alanda dava konusu imar planları öncesinde yürürlükte bulunan 1/5000 ve 1/1000 ölçekli imar planlarının bulunmadığı, meclis kararı ile dava konusu taşınmazın 1/5000 Ölçekli Nazım İmar Planı’nda ‘turizm alanı’, 1/1000 Ölçekli Uygulama İmar Planı’nda ise ‘ekoturizm / kırsal turizm tesis alanı’ olarak düzenlendiği, ekoturizm alanlarının ise 1/100.000 Ölçekli Çevre Düzeni Planı lejantında tarım ve mera alanlarından ayrı bir gösterim olarak çalışma alanları başlığı altında düzenlendiği, bunun yanı sıra planlama sürecinde taşınmazın bulunduğu bölgede ekoturizm potansiyelinin bulunup bulunmadığına dair herhangi bir çalışma yapılmadığı ve dava konusu plan açıklama raporlarında da bu konuda herhangi bir değerlendirme yapılmadığı görülmektedir. Bu durumda; dava konusu taşınmazın 1/100.000 Ölçekli Çevre Düzeni Planı’nda ‘tarım alanı ve mera alanı’ vasfında olmasına rağmen dava konusu 1/5000 Ölçekli Nazım İmar Planı’nda ‘turizm alanı’, 1/1000 Ölçekli Uygulama İmar Planı’nda ise ‘ekoturizm/ kırsal turizm tesis alanı’ olarak planlanmak suretiyle planlar hiyerarşisi ilkesine aykırı olarak düzenlendiği, başka bir değişle dava konusu planların üst ölçekli çevre düzeni planına uygun olmadığı, bunun yanı sıra dava konusu taşınmazı kapsayan alanda yürürlükte bulunan 1/100.000 Ölçekli Çevre Düzeni Planı açıklama raporunun 8.16.1 maddesinde ekoturizm alanlarının ekoturizm yönünden uygun olup olmadığının bilimsel yöntemlerle belirlenmek suretiyle planlanması gerektiği belirtilmesine rağmen dava konusu plan kararlarında dava konusu taşınmazın ekoturizm yönünden potansiyele sahip olup olmadığının, ekoturizm açısından uygun bir yer olup olmadığının herhangi bir şekilde bilimsel yöntemlerle irdelenmeksizin ve ortaya konulmaksızın planlama yapıldığı” tespitleriyle ekoturizm amaçlı imar planları hukuka ve mevzuata uygun bulunmamıştır.” ifadelerine yer verildi.
KONUNUN TAKİPCİSİ OLACAĞIZ
TMMOB Mimarlar Odası’nın internet sitesinde yapılan açıklamanın son bölümünde ilgi karar ile uygulamaların yakından takip edileceği de ifade edilerek “Tarım arazilerinin imar planı hiyerarşisi göz önüne alınmadan ve gerekli bilimsel araştırmalar titizlikle yapılmadan kontrolsüz şekilde yapılaşmaya açılarak “turistik tesis alanı” olarak tanımlanması, bugün küresel ölçekte önem taşıyan çevre krizi ortamında ciddi tahribatlara neden olarak sağlıklı yaşam alanlarının korunmasının ve artırılmasının önünde engel oluşturmakta, değerli varlıklarımız olan doğal sitleri ve dolayısıyla sağlıklı yaşamları tehdit etmektedir. TMMOB Mimarlar Odası olarak hukuka ve bilime aykırı olarak gerçekleştirilen tüm bu uygulamaların karşısında durarak kentsel ve kırsal alanların toplum yararının önceliklenmesi anlayışıyla planlanması konusunda takipçi olacağımızı kamuoyuna duyururuz.” dendi.
