
ERKEK: "İKTİDAR, ADALET TANRIÇASINI KANDIRMAYA ÇALIŞIYOR!"
CHP Hukuk Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı ve Çanakkale Milletvekili Muharrem Erkek, TBMM Genel Kurulunda görüşmeleri süren yargı paketi üzerinde söz aldı. Sözlerine CHP Parti Meclisi üyesi Eren Erdem’in hukuksuz tutukluluğuyla başlayan Erkek, iktidara seslenerek “Eren Erdem, siz FETÖ ile birlikte yürürken, onu tüm çıplaklığıyla yazmış kişidir!” dedi. Muharrem Erkek, anayasada değişiklik yapılmadan, HSK yeniden düzenlenmeden yargıda reform olmayacağını vurguladıktan sonra, asıl sorunun tek adam rejimi olduğunu belirtti ve “dünyanın hangi gelişmiş ülkesinde yüksek yargıçlar bir siyasi parti genel başkanının huzurunda ayağa kalkar” diyerek eleştiride bulundu. “Siz bugün adaletin kılıcını körelttiniz, adalet terazisinin kefelerini bozdunuz, adalet tanrıçasını mı kandırmaya çalışıyorsunuz” diyen Erkek’in sözlerine söyle devam etti.
“Hak ve özgürlükler nerede? Anayasa'da. Yargıç güvencesi nerede? Anayasa'da. Orada teminat altına almanız lazım yargıç güvencesini, başka türlü anlamı yok ki. Hâkimler ve Savcılar Kurulu nerede? Anayasa'da. Hakimler ve Savcılar Kurulunun Başkanı Adalet Bakanı, Bakan Yardımcısı doğal üye. Bir siyasi partinin genel başkanı -ki bunu siz yarattınız- üye atıyor direkt Hâkimler ve Savcılar Kuruluna. Siyasetten uzaklaştırmamız gerekirken daha da siyasetin içine soktuk Hâkimler ve Savcılar Kurulunu. Hâkimler ve Savcılar Kurulunu düzenlemeden yargı reformu olabilir mi? "Yargı reformu" dediğiniz şey "bağımsız yargı" dediğiniz şey somut olarak nedir? Hâkimin bağımsızlığıdır. Hâkimler korkuyor bugün. Hâkimler ve Savcılar Kurulunda bir düzenleme yok. Strateji belgesinde bir Anayasa değişikliği var mı? Onun için, biz "Bu bir reform değil." diyoruz, reform değil. Bu, bazı kanunlarda değişiklikler yapan kanun teklifi. Olumlu olanları zaten destekliyoruz ama bir reform değil. Lütfen... Özellikle hukukçuların bunu bir reform olarak nitelemesi bence adalete büyük bir saygısızlık. Bakın, asıl sorunumuz ne biliyor musunuz? Asıl sorunumuz zaten bu sistemin ta kendisi. Biz 16 Nisan 2017 tarihinde parlamenter sistemden başkanlık sistemine geçmedik çünkü çok iyi biliyorsunuz, başkanlık sistemi çok sert kuvvetler ayrılığını gerektirir, biz başkanlık sistemine geçmedik, biz bir tek adam rejimine geçtik. Asıl sorunumuz bu ve siz yürütmenin başı olan Cumhurbaşkanını bir siyasi parti genel başkanı yaptınız, Mecbur olmadığı hâlde Anayasa'ya göre. Yürütmenin başı, Yasama organında da çok sayıda milletvekiline sahip bir siyasi parti genel başkanı, nerede kuvvetler ayrılığı? Kuvvetler ayrılığının olmadığı yerde hukuk devleti olur mu? Dünyanın hangi gelişmiş ülkesinde yüksek yargıçlar, yüksek yargı organlarının başkanları Yargıtay başkanı, Danıştay başkanı, Sayıştay başkanı bir siyasi parti genel başkanı huzurunda ayağa kalkar? Kalkmaz, kalkarsa ne olur? Yargı bağımsız ve tarafsız görünemez. Toplumun gözünde artık o tarafsızlık, bağımsızlık bitmiştir. Amerika'da başkan bir salona girdiği zaman oradaki yargıçlar ayağa kalkıyor mu? Kalkmazlar çünkü kalktıkları anda zaten ne reformu, bağımsızlık, tarafsızlık ortadan kalkıyor. Bir siyasi parti genel başkanı huzurunda adli yıl açılışı yapılmaz, yapılırsa yargı bağımsız ve tarafsız gözükemez. Bir siyasi parti genel başkanı huzurunda hâkim, savcı kuraları çekilmez, çekerseniz bağımsızlık ve tarafsızlıktan bahsedemezsiniz. Onun için toplumda adalete olan güven yok oldu, onun için artık insanlar, sokaktaki vatandaş kanun önünde eşitliğe inanmıyor çünkü şu anda Cumhurbaşkanı parlamenter sistemde herhangi bir siyasi partiyle bağı olmayan bir cumhurbaşkanı değil, yürütmeyi temsil ediyor, tek başına yani yürütme, icra. Yargı onun önünde ayağa kalkar mı? Hani reform konuşuyoruz ya, bağımsızlık ve tarafsızlık konuşuyoruz ya. Siz bugün adaletin kılıcını körelttiniz, adalet terazisinin kefelerini bozdunuz. Adalet tanrıçasını mı kandırmaya çalışıyorsunuz burada bu belgeyle? O kadar kandırmaya, kandırılmaya alışmışsınız ki. Bizim derdimiz, bizim mücadelemiz demokrasi mücadelesi; hak, hukuk, adalet mücadelesi.”
