
SES “EBEYİZ, HEMŞİREYİZ, HAKLARIMIZIN PEŞİNDEYİZ!”
Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) Çanakkale Şubesi yönetimi yaptıkları yazılı açıklamada 5 Mayıs Dünya Ebeler Günü’nü ve 12 Mayıs Hemşireler Günü’nü nedeni ile yazılı bir açıklama yaparak ebe ve hemşirelerin uzun süreden buya haklarını almak için mücadele ettiklerini ve bu mücadelelerinin de devam ettiği ifade edildi. Açıklamada şu cümlelere yer verildi.
"Hemşirelik ve ebelik mesleği insanlık tarihi kadar eskidir. Yeni bir canlının doğması ve yaşaması için ebeler, tarihin her döneminde vardılar ve yaşamı yeniden üretmek için görev aldılar. Hemşireler, tarihsel süreç içerisinde şifacılık ve sağaltım görevi almış, toplum sağlığı ve koruyucu sağlık hizmeti kapsamında rol oynamışlardır. İki meslek de yıllardır izlenen sağlık politikalarıyla tarihsel bağlamından kopartılarak, özerk ve özgün yapısı yok edilmeye, değersizleştirilmeye ve meslek olarak dahi ifade edilmeyerek görünmez kılınmaya çalışılmaktadır. Neo-liberal politikalar, sağlıkta dönüşüm programıyla sağlık hizmetlerini adım adım piyasalaştırmıştır. Salgın süreciyle, bu dönüşümün ve piyasalaşmanın acı sonuçlarına hepimiz tanıklık ettik, ediyoruz. En ön saflarda yer aldığımız küresel pandemiyle mücadelede de, birçok sorunla karşı karşıya kaldık. Yıllardır yeteri kadar ebe-hemşire istihdam edilmemiş, az kişiyle çok iş yürütülmesi tercih edilmiştir. Siyasi irade, eksik sağlık emekçisi istihdamını tamamlamak, atama yapmak, ihraçları iade etmek yerine; Covid-19 bulaş risk grubundaki sağlık emekçilerine, kamu çalışanlarına verilen izinleri dahi vermeyerek, hayatlarını riske atmayı yeğlemiştir. Ebe ve hemşire açığı, derhal güvenceli istihdamla giderilmelidir. Bir ekip çalışması olan sağlık sisteminin hekim merkezli kurgulanması nedeniyle, başta ebe ve hemşireler olmak üzere diğer sağlık emekçilerinin pandemiyle mücadeledeki yoğun emek ve çabası, yeteri kadar değer görmemiş, hakları verilmemiştir. Ebe ve hemşireler triyajdan-filyasyona, tanıdan tedaviye sağlık hizmetinin bütün süreçlerinde yer alırken, kişisel koruyucu donanımların yetersizliği ve uygun nitelikte olmaması gibi birçok sorunla baş etmek zorunda kalmıştır. 10 bini aşkın sağlık emekçisi Covid-19 hastalığına yakalanmış, 33 sağlık emekçisi hayatını kaybetmiştir. Yaşatmak için yaşamalıyız” şiarıyla hastalık riskiyle burun buruna yaşayan sağlık emekçilerinin, Covid-19’ a yakalanması hali “iş kazası ve meslek hastalığı” olarak kabul edilmelidir. Bulaş riskine karşı ebe ve hemşireler, evlerinden, ailelerinden haftalarca ayrı yaşamak zorunda kalmakta, yoğun çalışma yükü yanında bu durumun psikolojik etkileriyle de baş etmeye çalışmaktadır. Sağlık yönetiminde şeffaflığın olmaması, liyakatsiz yöneticilerin iş bilmezliği, kişisel koruyucu ekipman eksikliği ve çok yoğun çalışma koşulları; sağlık emekçilerindeki yıpranma ve tükenmişliği katbekat artırmıştır. Tüm sağlık emekçileri gibi ebe ve hemşireler de yıpranma payından gerçekte hak ettiği kadar faydalanamamaktadır. Taleplerimizi karşılamayan kadük yıpranma payı yasası iptal edilmeli, sağlık ve sosyal hizmet emekçilerinin tamamını ve geçmiş çalışma yıllarını kapsayacak, fiili çalışma şartına dayanmayan, 5 yıla 1 yıl yıpranma payı olacak şekilde yeniden düzenlenmelidir. 3600 ek gösterge hakkımızı seçim propagandası yaparak, oyalayarak, zamana bırakarak vazgeçmemiz beklenmektedir. Hakkımız olan 3600 ek göstergede ısrarcı ve kararlıyız. Bu hak tüm sağlık ve sosyal hizmet iş koluna bütünlüklü olarak verilmeli, en düşük ek gösterge 3600’den başlatılarak kademelendirilmelidir. Pandemi süreciyle performans sisteminin adaletsiz dağılımı bir kez daha ortaya çıkmıştır. “Müjde” diyerek getirilen her uygulamanın, aslında toplum algısını yönetmek için olduğunun farkındayız. Sağlık hizmeti ekip olarak üretilmekteyken, performans sistemi çalışanlar arasında 16 kata varan farklılıklar yaratmış, benzer risklere maruz kalan 4D’li çalışanlar, ASM’lerde çalışanlar, ortak kullanım kapsamında olmayan üniversite hastanelerinde çalışanlar performans ödemelerinden muaf tutulmuştur. Sağlık emekçileri hak ettikleri ücretleri alamadıkları gibi, bu durum iş barışını da bozmuştur. Ebe ve hemşireler olarak, aynı işi yaparken farklı istihdam biçimlerinde çalıştırılmamız, iş ve gelir güvencesizliği, yoğun nöbetler, düşük ücret, riskli çalışma koşulları, performans sistemi, toplam kalite yönetimi anlayışı, emekliliğe yansımayan ek ödemeler ve katsayı hesaplamalarındaki adaletsizliklerle, daha çok çalışıp daha az ücrete mahkûm ediliyoruz. Performansa dayalı ücretlendirmeden derhal vazgeçilerek, en düşük temel ücretin yoksulluk sınırının üstüne çıkarılmasını ve yapılan/yapılacak tüm ek ödemelerin emekliliğe yansıtılmasını istiyoruz. Salgınla birlikte toplumsal sağlığın, sağlık hizmeti sunumunun ve sağlık emekçilerinin önemi bir kez daha gün yüzüne çıkmıştır. Toplumsal yaşamın ve sağlığın en önemli dinamiği olan ebelik ve hemşirelik mesleğimizin, ekonomik, özlük ve sosyal taleplerini bir kez daha yineliyoruz, Meslekteki çalışan açığı güvenceli-kadrolu istihdamla giderilmelidir, 4B, 4C, 4D, taşeron, vekil, sözleşmeli, ücretli çalışan ebe-hemşireler kadroya geçirilmelidir, İşyerlerimizde Pandemi sürecinde daha da artan baskı, Mobbing ve şiddet ortadan kaldırılmalıdır, Covid 19, iş kazası ve meslek hastalığı olarak kabul edilmelidir, Ebelik ve hemşirelik yasası yeniden düzenlenmeli, meslek tanımlarımız net olarak belirlenmelidir, Esnek ve kuralsız çalışmaya karşı; iş güvencesi, can güvencesi, ücret güvencesi, güvenceli çalışma koşulları bir an önce sağlanmalıdır, Her iş yerinde 7 gün/24 saat açık, ücretsiz ve anadilinde kreş hizmeti verilmelidir, KHK ile ihraç edilen, güvenlik soruşturması bahanesiyle bekletilen ve ataması yapılmayan ebe hemşireler, acilen göreve başlatılmalıdır, Sağlığımızı korumak için uygun sayıda ve nitelikte, kadın dostu kişisel koruyucu ekipman sağlanmalıdır. Tüm ebe ve hemşirelerimizin 5 Mayıs Dünya Ebeler Günü’nü ve 12 Mayıs Hemşireler Günü’nü kutluyoruz. Haklarımız için daha çok örgütlenmeye, dayanışmaya, birlik ve mücadele için SES’ te örgütlenmeye çağırıyoruz.”
